Trump Döneminde ABD Ekonomisi: Büyüme ve Enflasyon Arasındaki Denge
Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde ABD ekonomisi, güçlü büyüme ve yapay zeka yatırımlarıyla dikkat çekerken, enflasyon ve hane halkı gelirleri üzerindeki etkileri tartışma konusu.
ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimler öncesinde ülke ekonomisinin performansıyla övünerek, gelirleri artırdığını, enflasyonu düşürdüğünü ve yeni iş alanları yarattığını iddia ediyor. Ancak, BBC Verify tarafından yapılan analizler, bu iddiaların bazı yönlerini desteklerken, bazı konularda farklı bir tablo çiziyor.
Öne çıkanlar
- ABD ekonomisi, Trump'ın ikinci döneminde yıllık %2,2 büyüme oranıyla G7 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomi oldu.
- Yapay zeka (AI) yatırımları, özellikle veri merkezleri inşası, ekonomik büyümeyi önemli ölçüde destekliyor.
- Enflasyon, Trump'ın göreve başladığı %3 seviyesinin üzerinde seyrediyor ve yeni tarifeler ile İran-ABD savaşı gibi faktörler nedeniyle yükseldiği belirtiliyor.
- Ortalama hane halkı gelirleri 2025'te %2,6 artarak rekor seviyeye ulaşsa da, orta ve düşük gelirli ailelerin alım gücünde düşüş yaşandığı tahmin ediliyor.
- Yeni iş yaratma hızı, önceki dönemlere göre yavaşladı; imalat sektöründeki istihdamda hafif bir düşüş gözlendi.
Ayrıntılar
ABD ekonomisi, Trump'ın 2025'te uygulamaya koyduğu “Kurtuluş Günü” tarifelerine rağmen beklenenden daha iyi performans gösterdi. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) yıllık bazda %2,2 oranında büyürken, Trump'ın ikinci dönemi başlangıcından bu yana toplamda yaklaşık %3,2'lik bir artış kaydetti. Bu büyüme, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından başlangıçta yapılan olumsuz tahminleri aştı, zira Trump daha sonra tarifeleri önemli ölçüde hafifletti.
Ekonomik büyümeyi destekleyen en önemli faktörlerden biri, Amerikan teknoloji şirketlerinin yapay zeka alanındaki devasa yatırımları oldu. Veri merkezleri inşasına yapılan harcamalar, Trump'ın göreve gelmesinden bu yana neredeyse iki katına çıkarak Ağustos 2026'da 5 milyar doları buldu. Ancak, bu yatırımların durması halinde ekonominin sendeleme riski bulunuyor. Enflasyon ise, Trump'ın görevi devraldığı %3 seviyesinden yükselerek, yeni tarifeler ve Orta Doğu'daki çatışmaların enerji fiyatları üzerindeki etkisiyle artış gösterdi. Dizel fiyatları Eylül ayında galon başına 6,52 dolar ile rekor seviyeye ulaştı.
İstihdam piyasasında ise, aylık ortalama 34.000 yeni iş yaratıldı, bu oran Biden döneminin son yılındaki 122.000'lik ortalamanın oldukça altında. İmalat sektöründeki istihdamda hafif bir düşüş yaşansa da, işsizlik oranı %4,2 ile nispeten düşük seviyede kaldı. Bu durum, Trump'ın göçmenlik politikaları nedeniyle işgücü arzındaki azalmayla da ilişkilendiriliyor. Hükümetin borçlanması ise Trump'ın vergi indirimleriyle artarak, 2026 Eylül ayında 2 trilyon dolara ulaştı ve GSYİH'nin yaklaşık %6'sına tekabül ediyor. Bu yüksek borçlanma, konut kredisi faiz oranlarını da etkileyerek, 30 yıllık mortgage faizlerini %7,4'e çıkardı.
Neden önemli?
Trump yönetimindeki ABD ekonomisi, küresel ölçekte güçlü bir büyüme sergilerken, bu büyümenin maliyetleri ve faydaları ülke içinde farklı kesimler üzerinde farklı etkiler yaratıyor. Yüksek enflasyon ve artan borçlanma, orta ve düşük gelirli hanelerin alım gücünü olumsuz etkilerken, vergi indirimleri zengin kesime daha fazla fayda sağladı. Bu durum, ekonomik politikaların geniş halk kitleleri üzerindeki etkileri ve sürdürülebilirliği hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.